Yüksek bir yaşam kalitesi için psikolojik sağlık vazgeçilmemesi gereken bir unsurdur.
Çocukluk ve ergenlik yaşlarında ortaya çıkan psikiyatrik sorunlar psikiyatrik yardım gerektiren sorunlardır.
Günümüzün uzun bir bölümünü işyerimizde veya işimizle uğraşarak geçirmekteyiz.
Yaprak Terapi
Adana Psikiyatri & Psikolog Hizmetleri
1992 yılından bu yana Adana’da hizmet veren Yaprak Terapi, uzman kadrosu ve deneyimli ekibiyle danışanlarına destek vermeye devam etmektedir.
- Psikiyatr, psikolog ve her biri alanında uzmanlaşmış güçlü kadromuzla, çok yönlü ekip çalışmasına uygun olmamız,
- Yalnızca çekirdek kadromuz ile değil, yardımcı alanlarda da uzman kişilerle işbirliği içinde sorunları derinlemesine inceleyebilmemiz ve alternatif çözüm yolları üretebilmemiz,Kurumun fayda amaçlarında büyük önem taşıyan çocuklar ve ebeveynler için, uzmanlar eşliğinde farklı ve geri bildirime dayalı çalışmalar yaparak, danışanlarla alışılmışın dışında bir iletişim kurabilmemiz,Akademik birikimlerimizi, günümüz dünyasının yaşam şekline uygulanabilir hale getirebilmemiz ve bu esnada kişilerin farklılıklarını göz önünde bulundurmamız,
Psikoterapi Uygulamalarımız
Psikiyatri ve psikoterapi görüşmelerini görüntülü olarak, bulunduğunuz yerden yapabilirsiniz.
Sınav kaygısı, bireyin sınav öncesinde veya sırasında yaşadığı yoğun endişe ve gerginlik durumudur. Bu kaygı, dikkat dağınıklığı, bedensel belirtiler ve performans düşüklüğüyle kendini gösterebilir. Uygun müdahale ile sınav kaygısı kontrol altına alınabilir ve akademik başarı desteklenebilir. Sınav kaygısının nedenleri arasında başarısızlık korkusu, mükemmeliyetçilik ve çevresel baskılar öne çıkar. Özellikle aile ve öğretmen tutumları, bireyin kaygı düzeyini belirlemede önemli rol oynar. Kişisel farkındalık ve öz güvenin geliştirilmesi, kaygının azaltılmasına yardımcı olur. Tedavi sürecinde bilişsel davranışçı terapi, gevşeme egzersizleri ve nefes kontrolü teknikleri sıklıkla kullanılır. Düzenli uyku, sağlıklı beslenme ve planlı çalışma alışkanlıkları da sınav kaygısını azaltmada etkili stratejilerdir. Gerekli durumlarda psikolojik danışmanlık önerilir. Sınav kaygısının önlenmesi için öğrencilerin duygusal dayanıklılığının güçlendirilmesi önemlidir. Destekleyici okul ortamı, olumlu geri bildirim ve stres yönetimi eğitimi bu süreçte faydalı olur. Erken fark edilip ele alınan sınav kaygısı, uzun vadede akademik motivasyonu artırır. Sınav heyecanı ile sınav kaygısı arasındaki fark nedir? Sınavdan önce bir miktar gerilmek çoğu kişi için olağandır. Sınav kaygısında ise bu gerginlik hazırlığı, uykuyu, iştahı ya da sınav sırasındaki performansı bozacak kadar yükselir. Ayırt edici nokta, kaygının şiddeti ve süresidir. İngiltere Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS), sınav stresinde kaygı ya da düşük ruh hali şiddetliyse, geçmiyorsa ve günlük yaşamı etkiliyorsa yardım alınmasını öneriyor. Sınav kaygısı neden sadece çok çalışmakla geçmez? Çoğu zaman öğrenciler ve aileler, konu eksiklerini tamamlamanın veya daha fazla test çözmenin kaygıyı bitireceğini düşünür. Ancak klinik deneyimlerimiz bize meselenin bilgi eksikliği olmadığını gösteriyor. Sınav kaygısı, yaklaşan sınavın kendisinden ziyade, zihnimizin o sınava yüklediği anlamlardan beslenir. Öğrenci sınavı sadece bir bilgi ölçümü olarak değil; kişiliğinin, zekasının veya tüm geleceğinin bir tehdidi olarak algıladığında beyin otomatik olarak bir "tehlike" alarmı verir. Bu noktada devreye giren "savaş ya da kaç" tepkisi, odaklanamama, kalp çarpıntısı veya ders çalışmayı erteleme gibi sonuçlar doğurur. Bilişsel modele göre, olaylar (sınav) duygularımızı (kaygı) doğrudan belirlemez; duygularımızı belirleyen şey, o olaya dair yaptığımız yorumlardır. Eğer zihin sürekli felaket senaryoları yazıyorsa, dünyanın en hazırlıklı öğrencisi bile sınav anında kilitlenebilir. Bu yüzden sorunun köküne, yani düşünce yapısına inmek gerekir. Sınav kaygısı mı, dikkat sorunu mu? Deneme sınavında dikkatin dağılması, soruyu birkaç kez okumak ya da süreyi yetiştirememek hem sınav kaygısında hem de dikkat eksikliğinde görülebilir. İkisi birbirine karışabildiği için görüşmede dikkat güçlüğünün yalnızca sınavda mı, yoksa derste, ders çalışırken ve günlük yaşamda da mı olduğuna bakılır. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun (DEHB) belirtileri sınavla sınırlı kalmaz; çocukluktan beri ve okul, ev, sosyal ortam gibi birden fazla alanda görülür. Dikkat güçlüğü yalnızca sınav dönemlerinde ortaya çıkıyorsa kaygının payı daha büyük olabilir. İkisi birlikte de bulunabilir; ayrımı değerlendirme yapar. Dikkat eksikliği için DEHB sayfamıza, odaklanma ve erteleme için Odaklanma ve Dikkat Arttırma Grupları ile Erteleme Davranışı Grupları sayfalarına bakabilirsiniz. Grup terapisi ortamının bireysel görüşmeye göre avantajları nelerdir? Bireysel terapiler elbette çok değerlidir ancak sınav kaygısı gibi performansa dayalı konularda grup ortamı eşsiz bir iyileştirici güce sahiptir. Kaygı yaşayan bireyler genellikle bu duyguyu sadece kendilerinin yaşadığını, diğer herkesin çok rahat ve başarılı olduğunu zannederler. Grup ortamı, bu izolasyon hissini anında kırar. Benzer süreçlerden geçen akranlarla bir arada olmak, durumu normalleştirir ve kişiye yalnız olmadığını hissettirir. Grup ortamının sağladığı temel avantajlar şunlardır: Yalnızlık hissinin azalması Aidiyet duygusu Sosyal destek Karşılıklı öğrenme Farklı bakış açıları Motivasyon artışı Empati gelişimi Güvenli prova alanı Terapi sürecinde hangi bilimsel yöntemler uygulanır? Uyguladığımız Bilişsel Davranışçı Grup Terapisi (CDGT) protokolleri, genellikle 8 hafta süren ve her adımı önceden planlanmış, yapılandırılmış bir yolculuktur. İlk etapta, kaygının mekanizmasını anlattığımız psiko-eğitim ile başlarız. Kişi, vücudunun neden tepki verdiğini anladığında kontrol hissi artar. Sürecin kalbinde ise "bilişsel yeniden yapılandırma" dediğimiz teknikler yatar. Örneğin "Sokratik sorgulama" yöntemini kullanarak, sizi dehşete düşüren "Kazanamazsam hayatım biter" gibi düşüncelerinizi bir dedektif gibi masaya yatırırız. Bu düşüncenin kanıtı var mı? Mantıklı mı? Yoksa sadece bir varsayım mı? Ayrıca zihinsel canlandırma ve maruz bırakma teknikleriyle, sınav anını güvenli bir ortamda prova ederiz. Böylece beyin, sınav ortamını "hayati tehlike" olarak kodlamaktan vazgeçer ve sakin kalmayı öğrenir. Tedavi sonrasında ne gibi somut kazanımlar elde edilir? Bu grupların amacı kaygıyı sıfırlamak değildir; çünkü belirli bir düzeyde kaygı, motive olmak için gereklidir. Asıl hedef, kaygıyı yönetilebilir bir seviyeye çekmek ve kişinin "yapabilirim" inancını güçlendirmektir. Araştırmalar, bu gruplara katılan öğrencilerin, geleceğe dair belirsizliği daha kolay kabullendiklerini ve kendi yetkinliklerine olan inançlarının arttığını göstermektedir. Grup çalışması sonrasında gözlemlenen başlıca değişimler şunlardır: Artan yetkinlik inancı Gerçekçi beklentiler Duygu kontrolü Azalan bedensel belirtiler Etkili zaman yönetimi Yüksek odaklanma becerisi Olumlu iç konuşma Stresle baş etme gücü Etik standartlar ve gizlilik bu süreçte nasıl korunur? Bir psikolog veya psikiyatrist yönetiminde yapılan grup çalışmalarında, güvenlik ve etik her şeyden önce gelir. Türk Psikologlar Derneği etik yönetmelikleri uyarınca, grup başlamadan önce her katılımcı ile detaylı bir "bilgilendirilmiş onam" süreci işletilir. Bu süreçte grubun kuralları ve gizliliğin önemi net bir şekilde aktarılır. Terapistin en önemli sorumluluğu, grubu oluştururken üyelerin birbirine uyumunu gözetmektir. Daha önce aralarında husumet veya yakın ilişki bulunan kişilerin aynı grupta yer almamasına özen gösterilir. Grup lideri, yargılayıcı olmayan, güvenli ve şeffaf bir atmosfer yaratarak herkesin kendini rahatça ifade edebilmesini sağlar. Grupta konuşulanların o odada kalması, iyileşme sürecinin temel taşıdır ve bu kurala uyulması konusunda tüm üyelerle ortak bir anlaşma sağlanır. Sınav kaygısında ne zaman uzmana başvurulmalı? NHS'in çocuklar ve gençler için hazırladığı sınav stresi rehberi, belirtilerin arasında aşırı endişe ve gerginliği, baş ve mide ağrısını, uyku sorunlarını, sinirliliği, iştah değişikliğini, daha önce keyif alınan şeylere ilginin kaybını ve umutsuzluğu sayıyor. Bunlar şiddetliyse, sürüyorsa ve günlük yaşamı etkiliyorsa destek almak gerekir. Aşağıdaki durumlardan biri varsa destek almanın zamanı gelmiş olabilir: Deneme sınavlarında bildiğiniz soruları yapamıyorsanız Sınav yaklaştıkça uyku ve iştah sorunları başladıysa Baş ağrısı ve mide ağrısı gibi yakınmalar sınav dönemlerinde tekrar ediyorsa Ders çalışmaya oturmak bile yoğun sıkıntı yaratıyorsa Daha önce keyif aldığınız şeylere ilgi duymuyor ya da umutsuz hissediyorsanız Sınav kaygısı için bireysel ve online destek alınabilir mi? Evet. Grup çalışmalarının yanında, sınav kaygısı için bireysel görüşmeler de yapılıyor ve bu görüşmeler online olarak da yürütülebiliyor. Sınav dönemi, öğrencinin en az zamanının olduğu dönemdir. Online görüşme; yola çıkmadan, evden ve ders programını aksatmadan destek almayı kolaylaştırır. Görüşmelerde sınav stresinin ve kaygının hangi anlarda yükseldiği birlikte belirlenir; sınav kaygısını azaltacak teknikler, örneğin nefes ve dikkat yönlendirme çalışmaları, sınav anında da uygulanabilecek biçimde çalışılır. Bireysel online destek, LGS ya da YKS'ye hazırlanan öğrenciler için olduğu kadar KPSS gibi sınavlara hazırlanan yetişkinler için de uygundur. Kliniğimizde sınav kaygısı ve eğitimle ilgili konularda Eğitim Psikoloğu Emir Ali Menguş çalışıyor. Psikiyatrist Dr. Sabri Yurdakul, LGS ve YKS öncesi sınav kaygısının nasıl yönetilebileceğini kısa bir videoda anlatıyor. LGS ve YKS öncesi sınav kaygısı nasıl yönetilir? Ortaokul ve lise öğrencileri için online çocuk ve ergen terapisi, yetişkinler için online yetişkin terapisi sayfalarına, görüşmenin nasıl işlediği için online terapi sayfamıza bakabilirsiniz. Emir Ali Menguş hakkında bilgi için uzman sayfasını inceleyebilirsiniz.
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), dikkat süresinde azalma, dürtüsellik ve aşırı hareketlilik ile karakterize nörogelişimsel bir rahatsızlıktır. Genellikle çocukluk döneminde ortaya çıkar, ancak belirtiler yetişkinlikte de devam edebilir. Erken tanı, akademik ve sosyal işlevselliği korumada önemlidir. DEHB’nin nedenleri genetik faktörler, beyin kimyasındaki farklılıklar ve çevresel etkilerle ilişkilidir. Ailede benzer öykülerin bulunması riski artırır. Beyindeki dopamin dengesizlikleri dikkat kontrolünü zorlaştırabilir. Gebelikte toksin maruziyeti veya erken doğum da risk etmenleri arasındadır. Tedavi yaklaşımı bireye özgü planlanmalıdır. İlaç tedavisi, davranış terapileri ve eğitimsel destek birlikte uygulandığında etkili sonuçlar elde edilir. Psikostimülan ilaçlar belirtileri azaltırken, psikoterapi sosyal becerilerin geliştirilmesine katkı sağlar. DEHB yönetiminde aile eğitimi ve öğretmen desteği kritik öneme sahiptir. Düzenli rutinler, ödüllendirme sistemi ve sabırlı iletişim çocukta davranış düzenini destekler. Erken müdahale, uzun vadede akademik başarı ve sosyal uyumu belirgin şekilde artırır.
Bipolar bozukluk, duygudurumda aşırı yükselme (mani) ve çöküş (depresyon) dönemleriyle seyreden kronik bir psikiyatrik hastalıktır. Beyindeki kimyasal dengesizlikler, genetik yatkınlık ve çevresel stres faktörleri hastalığın gelişiminde rol oynar. Tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini ciddi biçimde etkiler. Bipolar bozukluk belirtileri arasında enerji artışı, uyku ihtiyacında azalma, aşırı özgüven, sonrasında ise yoğun umutsuzluk ve ilgi kaybı bulunur. Bu dönemler genellikle döngüsel şekilde tekrar eder ve kişinin sosyal, akademik ve mesleki işlevselliğini bozar. Bipolar bozukluk tedavisinde ilaç tedavisi, psikoterapi ve yaşam tarzı düzenlemeleri birlikte uygulanır. Duygudurum dengeleyiciler, antipsikotikler ve terapötik müdahaleler atak sıklığını ve şiddetini azaltmayı amaçlar. Düzenli takip ve hasta uyumu tedavi başarısında kritik öneme sahiptir. Bipolar bozuklukta erken tanı ve farkındalık, hastalığın seyrini olumlu yönde etkiler. Aile desteği, düzenli uyku, stres yönetimi ve ilaçların sürekliliği, nüks riskini azaltır. Multidisipliner yaklaşım, uzun vadeli remisyon ve sosyal işlevselliğin korunmasında temel rol oynar.
Depresyon, bireyin duygusal durumunu, düşünce biçimini ve günlük işlevselliğini olumsuz yönde etkileyen yaygın bir ruhsal bozukluktur. Uzun süren üzüntü, ilgi kaybı ve enerji eksikliği ile karakterizedir. Tanı, klinik değerlendirme ve psikiyatrik kriterlere göre konur. Majör depresif bozukluk belirtileri arasında isteksizlik, uyku ve iştah değişiklikleri, değersizlik hissi ve yoğun suçluluk yer alır. Bu belirtiler en az iki hafta sürdüğünde ve sosyal işlevselliği bozduğunda profesyonel destek gerektirir. Erken müdahale tedavi başarısını artırır. Depresyon nedenleri ve risk faktörleri, genetik yatkınlık, beyin kimyasındaki dengesizlikler, hormonal değişiklikler ve travmatik yaşam olaylarını içerir. Stresli yaşam koşulları ve kronik hastalıklar da depresyon gelişimini tetikleyebilir. Biyopsikososyal model, bu etkenleri birlikte ele alır. Depresyon tedavi yöntemleri arasında ilaç tedavisi, psikoterapi ve yaşam tarzı değişiklikleri bulunur. Antidepresan ilaçlar beyindeki serotonin düzeyini düzenlerken, bilişsel davranışçı terapi olumsuz düşünce kalıplarını dönüştürür. Düzenli egzersiz ve sosyal destek iyileşme sürecini güçlendirir. Yaprak Terapi'de depresyon yetişkin psikoterapisi kapsamında ele alınıyor; psikoterapi ve psikiyatrik değerlendirme Adana'daki kliniğimizde yüz yüze ya da online yapılabiliyor. Depresyon nedir? Herkes zaman zaman üzülür, canı sıkılır ya da yorgun hisseder. Depresyonda bu hâl günün büyük bölümünde, hemen her gün ve iki haftadan uzun sürer; kişi eskiden keyif aldığı şeylerden zevk almaz olur. İş, okul, ilişkiler ve kendine bakım da bundan etkilenir. Depresyon bir olayın ardından başlayabilir, belirgin bir neden olmadan da ortaya çıkabilir. Bu yüzden "Hayatımda her şey yolunda, neden böyleyim?" diye düşünmek, depresyon olmadığı anlamına gelmez. Depresyon bir zayıflık ya da irade sorunu değildir. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre dünyada yetişkinlerin yaklaşık yirmide birinde görülür ve kadınlarda erkeklerden daha sıktır. Depresyon belirtileri nelerdir? Belirtiler kişiden kişiye değişir ve hepsi birlikte görülmeyebilir. NHS'nin ayrımına benzer biçimde üç grupta toplanabilir. Ruhsal belirtiler Sürekli üzgün, boş ya da çökkün hissetme Eskiden keyif verenlerden zevk alamama, ilgi kaybı Umutsuzluk ve çaresizlik Değersizlik ve suçluluk duygusu Sinirlilik, ağlama isteği Karar vermekte ve odaklanmakta güçlük Yoğun kaygı ve endişe Ölüm ya da kendine zarar verme düşünceleri Bedensel belirtiler Uykuya dalamama, erken uyanma ya da aşırı uyuma İştah ve kilo değişikliği Sürekli yorgunluk, enerji düşüklüğü Konuşma ve hareketlerde yavaşlama Nedeni bulunamayan ağrılar Cinsel isteğin azalması Davranışsal ve sosyal belirtiler Arkadaşlardan ve sosyal ortamlardan uzaklaşma Hobilere ilgi kaybı İşte, okulda ya da evde zorlanma Depresyonun yalnızca moral bozukluğu olmadığını, bedensel belirtilerle de kendini gösterebildiğini psikiyatrist Dr. Sabri Yurdakul kısa bir videoda anlatıyor. Depresyon sadece mutsuz hissetmek mi? Majör depresyon belirtileri ve tanı ölçütleri nelerdir? Majör depresyon, tanı ölçütlerini tam karşılayan ve en sık konulan depresyon biçimidir. DSM-5'e göre tanı için aşağıdaki dokuz belirtiden en az beşi aynı iki haftalık dönemde bulunmalıdır. Bu beşten en az biri, çökkün ruh hali ya da ilgi veya zevk kaybı olmalıdır. Günün büyük bölümünde, hemen her gün çökkün ruh hali Hemen tüm etkinliklere ilgi ya da zevkte belirgin azalma Diyet yapmadan iştah ve kilo değişikliği Uykusuzluk ya da aşırı uyuma Huzursuzluk ya da belirgin yavaşlama Yorgunluk, enerji kaybı Değersizlik ya da aşırı, yersiz suçluluk Düşünme, odaklanma ve karar verme güçlüğü Tekrarlayan ölüm düşünceleri, intihar düşüncesi ya da girişimi Bu belirtiler belirgin sıkıntıya ya da günlük işlevde bozulmaya yol açmalı; bir ilacın etkisi ya da başka bir tıbbi durumla açıklanamamalıdır. Beş ölçütü tam karşılamayan ama günlük yaşamı zorlayan tablolar da değerlendirmeyi hak eder. Depresyon testi tanı koyar mı? İnternetteki testler ve PHQ-9 ya da Beck Depresyon Envanteri gibi ölçekler, belirtilerin ne kadar yoğun olduğunu gösteren tarama araçlarıdır. Yüksek puan, bir uzmanla görüşmenin gerektiğini gösterir; tanıyı koymaz. Tanı, klinik görüşmeyle konur. Ölçekteki kendine zarar verme düşüncesini soran maddeye olumlu yanıt verdiyseniz, toplam puan düşük çıksa bile bir uzmanla görüşün. Kliniğimizde uygulanan testler için psikolojik testler sayfamıza bakabilirsiniz. Hafif, orta ve ağır depresyon arasındaki fark nedir? Depresyonun şiddeti belirtilerin sayısına, yoğunluğuna ve günlük işlevi ne kadar bozduğuna göre belirlenir. Hafif depresyon: Belirtiler vardır ama kişi günlük işlerini zorlanarak da olsa sürdürür. Orta düzey depresyon: İş, okul ve ilişkilerde belirgin aksama olur. Ağır depresyon: Günlük işlerin çoğu yapılamaz, kendine bakım aksar; umutsuzluk yoğundur ve intihar düşünceleri görülebilir. Şiddet, tedavi seçimini de belirler. Hafif depresyonda psikoterapi ve yaşam düzeni ön plandadır; orta ve ağır depresyonda ilaç tedavisi de gerekebilir. Depresyon her zaman üzüntü gibi görünmez Bazı kişilerde baskın belirti üzüntü olmaz. Sinirlilik ve tahammülsüzlük, sürekli yorgunluk, hiçbir şeye ilgi duymama ya da nedeni bulunamayan ağrılar öne çıkabilir. Böyle bir tablo çoğu zaman "gizli depresyon" olarak anılır. Bedensel yakınmaların psikolojik kökenli olabileceğini psikolojik kökenli ağrılar sayfamızda ayrıca anlattık. Çocuk ve ergenlerde de depresyon çökkün ruh halinden çok sinirlilik, okula gitmek istememe ve içe kapanma olarak görülebilir. Bu yaş grubu için çocuk ve ergen psikoterapisi sayfamıza bakabilirsiniz. Depresyon türleri nelerdir? Majör depresyon: Yukarıdaki ölçütleri karşılayan, belirgin biçimde işlevi bozan depresyondur. Kalıcı depresif bozukluk (distimi): Daha hafif ama uzun süren bir tablodur. Yetişkinlerde çökkün ruh hali çoğu gün, en az iki yıl boyunca sürer. Mevsimsel örüntülü depresyon: Belirtiler her yıl benzer mevsimde, çoğunlukla sonbahar ve kışta ortaya çıkar. Doğum sonrası depresyon: Doğumdan sonra başlar; annenin kendini toparlamasını ve bebeğe bakım vermesini zorlaştırabilir. Bipolar bozuklukta depresif dönem: Depresyon belirtileri aynıdır ama bozukluğun seyri ve tedavisi farklıdır; bir sonraki bölümde anlatılıyor. Depresyon ile manik depresif (bipolar) bozukluk aynı şey mi? Hayır. "Manik depresif", bipolar bozukluğun eski adıdır. Bipolar bozuklukta depresif dönemlere ek olarak, enerjinin ve coşkunun belirgin biçimde arttığı, uyku ihtiyacının azaldığı mani ya da hipomani dönemleri yaşanır. Yalnızca depresyonu olan kişide bu yükselme dönemleri görülmez. Ayrım tedaviyi etkilediği için değerlendirmede geçmişte böyle bir dönem yaşanıp yaşanmadığı mutlaka sorulur. Ayrıntılar için bipolar bozukluk sayfamıza bakabilirsiniz. Depresyonun nedenleri ve risk faktörleri nelerdir? Depresyon tek bir nedene bağlanmaz. Genetik yatkınlık (ailede depresyon öyküsü), uzun süren stres, sevilen birinin kaybı, boşanma ya da iş kaybı gibi yaşam olayları, çocuklukta yaşanan örselenmeler, kronik hastalık ve kronik ağrı, hormonal dönemler (doğum sonrası, menopoz), tiroid gibi bazı tıbbi durumlar, yalnızlık ve düşük sosyal destek birlikte rol oynar. Bu etkenleri birlikte ele alan yaklaşıma biyopsikososyal model denir. Aynı koşullar herkeste depresyona yol açmaz. Üzüntü, yas ve depresyon nasıl ayırt edilir? Sevilen birini kaybetmek, ayrılık ya da zor bir dönem derin üzüntü yaratır; bu tek başına hastalık değildir. Düşük ruh hali kısa sürede düzelebilir. Üzüntü iki haftadan uzun sürüyor, günlük işleri aksatıyor, değersizlik ve umutsuzluk eklenmişse değerlendirme almak gerekir. Yas sürecini kayıp ve yas sayfamızda ele aldık. Depresyon tanısı nasıl konur? Tanı, bir psikiyatrist ya da klinik psikolog ile yapılan görüşmeyle konur. Görüşmede belirtilerin ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü ve günlük yaşamı nasıl etkilediği, daha önce benzer bir dönemin ya da yükselme döneminin olup olmadığı, ailede ruhsal hastalık öyküsü, kullanılan ilaçlar, alkol ve madde kullanımı ile bedensel hastalıklar sorulur. Gerekirse benzer belirtiler verebilen durumları ayırmak için tahlil istenir. Tanı ölçütleri için DSM-5 rehber alınır. Depresyon tedavisi nasıl yapılır? Tedavi, depresyonun şiddetine ve kişinin durumuna göre seçilir. Dünya Sağlık Örgütü, psikolojik tedavilerin depresyonda ilk tedaviler olduğunu, orta ve ağır depresyonda antidepresan ilaçlarla birlikte kullanılabileceğini, hafif depresyonda ise antidepresanın gerekmediğini belirtir. Psikoterapi: Bilişsel davranışçı terapi (BDT), depresyonu sürdüren olumsuz düşünce ve davranış kalıplarını fark edip değiştirmeye odaklanır. NHS'ye göre şiddete bağlı olarak çoğunlukla 8 ila 16 seans sürer. Davranışsal aktivasyon ve kişilerarası terapi de kullanılan yöntemler arasındadır. İlaç tedavisi: Antidepresanlarda ilk seçenek genellikle SSRI grubu ilaçlardır. Etki 1-2 hafta içinde başlayabilir, tam etki 8 haftaya kadar sürebilir. Belirtiler geçtikten sonra da ilacın en az 6 ay kullanılması önerilir. İlaç ani bırakılmaz; doz doktorun planıyla yavaş azaltılır. İkisinin birlikte kullanımı: NHS, antidepresan ile BDT'nin birlikte kullanımının özellikle ağır depresyonda tek başına her birinden çoğu zaman daha iyi sonuç verdiğini belirtir. Yaşam düzeni: Düzenli egzersiz, hafif depresyonda başlıca tedavilerden biri sayılır. Uyku düzeni ve sosyal temas da tedaviyi destekler. Depresyonun ne olduğunu ve nasıl iyileştirilebileceğini Dr. Sabri Yurdakul "10 Adımda Depresyon" videosunda anlatıyor. 10 adımda depresyon Depresyon kendiliğinden geçer mi? Kısa süren düşük ruh hali bir süre sonra düzelebilir. Ancak belirtiler iki haftadan uzun sürüyor ve günlük yaşamı bozuyorsa beklemek yerine değerlendirme almak gerekir; tedavi edilmeyen depresyon derinleşebilir. Depresyonda kendinize nasıl yardımcı olabilirsiniz? Aşağıdaki adımlar tedavinin yerini tutmaz, onu destekler. Hareket edin: Günde kısa bir yürüyüş bile başlangıç için yeterlidir; süreyi zamanla artırın. Uyku saatlerini sabitleyin: Yatış ve kalkış saatini hafta sonu da çok değiştirmemeye çalışın. Günü küçük hedeflere bölün: Bir günde yalnızca bir ya da iki işi hedefleyin ve yapılanı not edin. İnsanlarla teması koparmayın: Güvendiğiniz birine ne yaşadığınızı anlatın. Beslenmeye dikkat edin: Ayrıntılar için depresyona iyi gelen besinler yazımıza bakabilirsiniz. Depresyondaki bir yakınınıza nasıl destek olabilirsiniz? "Toparlan" ya da "daha güçlü ol" demek çoğu zaman işe yaramaz. Dinlemek, yargılamadan yanında olmak ve bir uzmana başvurmasını desteklemek daha yardımcı olur. Hem depresyondaki kişinin hem de yakınlarının yapabilecekleri depresyonda kişinin ve ailenin yapabilecekleri yazımızda ayrıntılı anlatılıyor. Depresyonda psikiyatriste mi, psikologa mı gidilmeli? Hafif depresyonda psikoterapi çoğu zaman ilk tercihtir. Günlük işlerinizi yapamıyorsanız, uyku ve iştahınız belirgin biçimde bozulduysa ya da umutsuzluk ağırlaştıysa psikiyatrik değerlendirme gerekir. Depresyon için psikolog mu psikiyatrist mi sorusunu bu yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık. Kendinize zarar verme ya da yaşamınıza son verme düşünceleriniz varsa randevu beklemeyin: 112'yi arayın ya da en yakın hastanenin acil servisine başvurun. Bu durumlar online görüşmeye uygun değildir. Adana'da ve online depresyon tedavisi Depresyonda enerjinin ve isteğin azalması, evden çıkmayı ve kliniğe gelmeyi bile zorlaştırabilir. Online görüşme bu dönemde tedaviye başlamayı ve tedavinin aksamadan sürmesini kolaylaştırır. Kliniğimizde depresyon için psikoterapi görüşmeleri de, psikiyatrik değerlendirme ve ilaç takibi de online olarak yapılabiliyor. İlaç tedavisi Dr. Sabri Yurdakul tarafından planlanır; reçete e-reçete olarak düzenlenir. Online görüşmenin nasıl işlediğini online yetişkin terapisi ve online psikiyatri sayfalarımızda bulabilirsiniz. Grup çalışmasıyla ilgilenenler depresyon grupları sayfamıza bakabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Psikiyatrist tıp eğitimi almış bir doktordur ve ilaç tedavisi uygulayabilir; psikolog ise psikoloji lisans mezunudur ve terapi teknikleriyle ruhsal destek sağlar. Her iki uzman da farklı yönlerden ruh sağlığını destekler.
İlaç gerektiren ciddi depresyon, bipolar bozukluk veya şizofreni gibi durumlarda psikiyatrist; stres, ilişki sorunları veya anksiyete gibi duygusal sıkıntılarda psikolog tercih edilmelidir.
Evet, psikiyatrist ve psikolog çoğu zaman aynı hastada birlikte çalışır. Psikiyatrist ilaç tedavisini düzenlerken, psikolog terapiyle duygusal süreci destekler. Bu işbirliği tedavi başarısını artırır.
Genellikle psikiyatri seans ücretleri daha yüksektir çünkü muayene ve ilaç düzenlemesi içerir. Psikolog ücretleri seans süresine, deneyime ve şehirdeki ortalamalara göre değişiklik gösterebilir.
Tedavi süresi kişiye ve sorunun türüne bağlıdır. Bazı vakalar birkaç ayda toparlanırken, kronik depresyon veya travma sonrası bozukluklarda süreç daha uzun sürebilir. Düzenli devamlılık önemlidir.
Bazı durumlarda yalnızca terapi yeterli olabilir. Ancak ileri düzey depresyon, panik atak veya bipolar bozukluk gibi rahatsızlıklarda ilaç tedavisiyle birlikte psikoterapi daha etkili sonuç verir.
Çocuklarda psikiyatrist gelişimsel veya biyolojik nedenleri değerlendirir; psikolog ise oyun terapisi, bilişsel-davranışçı terapi gibi tekniklerle duygusal süreci destekler. Aile katılımı önemlidir.
Uzmanın deneyimi, uzmanlık alanı ve iletişim tarzı önemlidir. Hastanın kendini rahat hissetmesi, güven duyması ve terapötik uyum kurması tedavinin başarısını belirler.
Her iki uzman da mesleki etik gereği hasta gizliliğine uyar. Paylaşılan bilgiler izinsiz üçüncü kişilerle paylaşılmaz. Bu güven ortamı, tedavinin sağlıklı ilerlemesi için temel şarttır.
Doğru tedaviyle kişi duygu durumunu dengeler, stresle baş etme becerilerini güçlendirir ve ilişkilerini iyileştirir. Bu süreç, hem ruhsal hem de fiziksel sağlığı olumlu etkiler.
Evet. Yetişkin terapisi, çocuk ve ergen terapisi ve psikiyatri görüşmeleri Adana’daki kliniğimizde yüz yüze yapılabildiği gibi görüntülü olarak da yapılabilir. Seansların nasıl işlediğini ve kimler için uygun olduğunu online terapi sayfamızda anlattık.