fbpx

Koronavirüs ile mücadelede psikoloji: Kaygı, korku, panik atak

Korona geçiren kişilerin sayısının artması ile birlikte koronanın getirdiği psikolojik sorunlar daha çok gündeme gelmeye başladı.

Korona hastalığına yakalandıktan sonra karantinaya giren, hastanede yatan, hatta daha ağır durumlarda tedavi olan kişilerin yaşamında korona hastalığının ruhsal etkileri gözlenmektedir.

Koronavirüse yakalandığını duyan insanların ilk tepkisi “acaba nerede hata yaptım, kimden bu hastalığı kaptım” düşüncesi olmaktadır. Kendilerini dikkatsizlikle suçlamakta, hastalığının nasıl ilerleyeceği konusunda kaygı duymakta, bir anda apar topar kendisini karantinada bulmaktadır. Daha kötüsü de artık damgalanmış bir insan olarak korona hastalığına yakalandığını etrafına nasıl anlatacağını düşünmektedir. Yakınlarına, arkadaşlarına hastalığı bulaştırmaktan kaygılanmakta, hele hele yakınlarına bulaştırdıysa bundan duyduğu suçluluk duygusu ile depresyona girebilmektedir. Uykuları bozulmakta, kendisini yorgun ve güçsüz hissetmektedir. Çevresindeki insanlar hastalık kapmamak için yanından uzaklaşıp, karantinada kendisini yalnız hissettiğinde kaygısı daha da çok artıp ‘bana bir şey olursa bana yardım edemeyecekler’ düşüncesini yaşamaktadır. Bu düşüncelerin fazla olduğu durumlarda depresyon daha ön plana çıkmakta ve kişi mutsuzluk ve umutsuzluğa kapılmaktadır. Kimseyi aramak istememekte, kendisini arayanlarla konuşmaktan çekinmekte giderek kendisini soyutlanmış hissetmektedir. İyileştiğinde bile buna yeterince sevinememekte, başkalarına hastalık bulaştırmaktan kaygılanmakta kendisi de tekrar hasta olurum endişesi ile yaşamını daha fazla kısıtlamaktadır. Zaman zaman sebepsiz yere ağlamakta ve ölüm korkusunu sık sık yaşadığını dile getirmektedir. Bu yüzden depresyonun mutlaka tedavi edilmesi gerekir.

Korona hastalığına yakalandıktan sonra ortaya çıkan ikinci ruhsal sorun kaygı bozukluğudur. Bu da hastalık ile ilgili ne olacak kaygıları nedeniyle zaman zaman panik atak haline varan sıkıntılar yaşamaktan, normal nefes alabildiği halde acaba nefes alamayacak mıyım kaygısı ile derin nefes alamamaya kadar ilerlemektedir. Bu kaygılar nedeniyle yaşadığı korku ve panik artmaktadır. Aynı kaygılar iyileştikten sonra da devam edebilmekte ve hasta olurum korkusu ile kişi dışarıya çıkmamakta, sürekli ellerini dezenfekte ederek ellerinin tahriş olmasına neden olabilmektedirler.

 

Sonuç olarak korona hastalığı sadece fiziksel olarak insan yaşamını tehdit eden bir hastalık olmayıp bu hastalık yanında ortaya çıkan psikolojik sorunlar ile de hastalığa yakalanan insanların yaşam kalitesini düşüren bir hastalık halinde karşımıza çıkabilmektedir. Bu yüzden koronaya yakalanan kişilerin depresyon ve kaygı bozukluğu nedeniyle yakından takip edilmesinde fayda vardır.